Fotoğrafı tost makinasıyla çektiğimiz zamanlardan, iki bin sekiz senesinden, bundan on bir sene öncesinden, hiç bitmeyeceğine on sene önce karar verdiğim yüksek lisans zamanından, arşivin dipsiz kuyusundan çıkma bir fotoğraf buldum.
Bir şekilde memleketten arazi olmak üzere verilmiş kararların, o zamanlar henüz ticari bir köprü olarak nam salmamış bizim memlekette verilmiş mecburi molalarının belgesi olarak da, Suriye savaşından önce, sonrası için emsal teşkil etmesi açısından da önemli. Akademik olarak yol almaya meyletmiş bendeniz için de ayrı bir önemi var tabii, nihayetinde bencil bir günlük tutuyorsam tam da şurada, odaya girerken dizlerimin ritmi de on bir sene sonra hala aklımdadır, fotoğrafı çektikten sonra göğsüme sığmayan yarasaların kanat çırpışı da .)
Keşke bugün kullandığımız ekipmanın yarısı kadar, bak kendisi demiyorum, yarısı kadar marifetli bir aparat olsaymış elimde, ya da ne bileyim ben, analog çekseymişim. Belki biraz daha düzgün bir belge olurdu. Eğerle, keşkeyle gemi yürümüyor, tayyare kanat çırpmıyorsa, eldekini seveceğim, e mecbur sen de seveceksin sevgili günlük.
Deşifre metinler kim bilir nerede, ya da hep bir adım fazlasını isteme ayıbıyla, fotoğrafı bulduğuma şükretmeyi ödev bilip, metnin koordinatlarını sorgulamayacağım, ama maden bulmuş gibi bir heyecanla bir diğerini de eklemeliyim şuralara.
Bir daha denkleşene kadar sağlıcakla.
b.
bir robert capa sözüymüşçesine, 'kötü ışık yoktur, yanlış beyaz ayarı vardır' diyerek özeleştiri verip gidiyorum. gidiyorum. git.tim.





Hiç yorum yok :
Yorum Gönder